
Evanescence'den My İmmortal ile başlamak istedim aslında ama aşk acısı çekmeyeli yıllar olduğu , dolayısıyla şarkının o ruh halini şu andaki ruh halimle bağdaştıramadığım için vazgeçtim fakat müzik süper, dinlemediyseniz mutlaka dinleyin.
Süre kısa da olsa İstanbul havası insana yarıyor.Yolculuğumuzun son dakikalarında Bostancı'ya gitmeye çalışırken kendimizi yanlışlıkla Çamlıca tepelerinde bulmamızın dışında bir sorun yaşamadık diyebilirim :) Akşam akşam hesapta olmayan bir Çamlıca gezisi yaptık o kadar :) İlk iki gün açık ve kapalı alan gezileri ile geçti.İstanbul'a gidipte İkea'ya uğramamak olmaz tabi, 2 saatlik hızlandırılmış bir turla onu da aradan çıkardık.Çocuklar sahile gidip denize taş atacağız diye tutturdu, gittik, ama öyle soğuk bir hava vardı ki çabuk çabuk taşlarımızı atıp, titreyen suratlarla gülümseyerek poz vermeye çalışaraktan sahil fotoğraflarımızı da çekip hemen arabaya koştuk :) Kalan günlerimizde ,bol bol çizgi film izlemeyle , küçük yeğenimi doyamadan sevmeyle geçti.Dönüşte bizim dışımızda herkes endişeliydi Bolu'da yollarda kalacağımızı düşünerek ,çünkü gün boyu Bolu geçişi kapandı, açıldı, kapandı şeklinde haberler gelmiş, akşam geç bir saatte yola çıktık ama karayollarını çok takdir ettim, 3-4 araç faaliyetteydi ve yollar kesintisiz açıktı.Üç şeritli yollar nadiren tek şeride düşse de hiç duraksamadan geldik Ankara'ya.Tabi şanslı olduğumuzu da söylemeden geçemeyeceğim çünkü bizden birkaç saat sonra tekrar kapanmış yollar :)Bolu geçişini de ilk defa test etmiş olduk böylece, dağın tepesine döne döne tırmanmadan ,kayarcasına dümdüz bir yolda gitmek süper bir şeydi :)
Aslında ben bu tatilden pek bir şey anlamadım, çok kısaydı, 4 gün yetmedi, daha uzunu yaza inşallah... Hey gidi günler hey! Yazın okulların tatil olmasıyla hemen İstanbul'a gidip de 3 ay boyunca kaldığımız yıllar geldi de aklıma, şimdi ancak emekli olduğumuzda görürüz o kadar uzun tatili...:))
Bu arada beklediğimiz gibi oğluşumun karnesi çok iyi geldi...:)